Geometri ve Frekans Etkileşimleri – Hazar Tandoğan

İnsanoğlu geçmişini bilmediği gibi geleceğini de bilmiyor, sadece tahminler yapabiliyor.  Oysa geçmişi bilmek geleceğimizi şekillendirmemize yardımcı olacaktır.


Fiziksel dünyamızın dışında bu beden yapımızın çok ötesinde sonsuz âlemlerin olduğu gerçeğini asla inkâr edemeyiz.
Uyuduğumuzda zihnimiz öte âlemlere bağlanır. Bedensel bağlılığımız azalır. Bilincimiz veya ruhumuz elektronsal âlemlere geçiş yapar. Orada deneyimler kazanır. Uyandığımızda ise 3.boyutu algılamak için aracı olarak bedenimizi kullanır. Dolayısıyla 3.boyutta deneyimler yaşamak için bu boyuta uyumlu kütleyi kullanır.


Bulunduğumuz bu evren kâinatta varolan binlerce evrenden sadece biri ve biz insanoğulları olarak henüz bu evrenin sınırlarını fiziksel planda algılamış değiliz. Zaten bilimsel verileri kullanarak evrenler arası yolculuklar mümkün olsa da henüz bu bilgiler bizim uygarlığımızın bu evredeki toplulukları için saklı tutuluyor. En azından toplumun büyük bir kısmı bundan habersizdir. Keza gezegenimizin bazı bölgelerinde evrenler arası yolculuklar yapabilmek için manyetik geçiş alanları olduğunu söyleyebilirim.

Varoluştaki her şeyin bir şekli vardır. Zaten yaratımın esas prensibi matematiksel etkileşimler sonucu ortaya çıkmış geometrik ilişkilerdir. İç içe girmiş âlemler, boyutlar ve katmanlar sürekli birbiriyle ilişki ve etkileşim halindedirler. Onları birbirinden ayıran tek şey rezonans alanlarını etkileyen kütlesel ve süptil titreşim frekanslarıdır.


Her bir alanda varolan her bir zerre veya her bir kütle, her bir gaz kümesi veya her bir eterik kütle ve süptil alan kendine özgü titreşim frekansıyla aynı amaçla dönmekte olan nedensel alanların içindeki her şey birbirinin titreşim alanlarını peryodik döngülerle etkiler. Bu etkileşimler bizim zamansal algımızın çok ötesinde kabiliyetlere sahiptir. Zira 3.boyut algısıyla bu alanlardaki etkileşimleri analiz etmek sadece parantezler içinde sınırlandırılarak mümkün olmaktadır.

Alt planların titreşim frekansları düşük olduğu için düzensiz biçimdeki etkileşimler sonucu orada yaşayan varlıkların ruhsal dengeleri de etkilenir. Her bir kütlenin kendi içinde kaotik durumlar yaşanır ve bu kaotik durumlar yaşamsal ihtiyaçları pozitiflik olan zerrecikleri olumsuz yönde etkiler. Üst boyutlarda etkileşimler daha dengeli ve daha düzenlidir. Dolayısıyla orada şekillenen etkileşimler pozitif anlamda bir hiyerarşik düzen sağlar. Buna göre alt boyutlardaki en mikroskobik zerrelerden tutun en devasa kütlelere kadar biçimsiz bir şekle sahip olurken üst planlarda daha biçimli ve dengeli geometri ve rakamsal etkileşimler hâkimdir.


Düşük titreşimli boyutlar kaba ve katıdır. Bu nedenle empatik bağlantılar ve etkileşimler neredeyse yoktur. Üst boyutlar ışıksal ve mülayimdir. Maddeselliği her iki alanda da görebilmemize rağmen sadece etkileşim yapabilen seviyelerdeki frekanslar bunu algılayabilmektedir. Katılıkta maddesellik oldukça sıkıdır ve bedensel yetenekler bu maddesel kaosu kıramaz ancak üst frekanslarda maddesellik aşılabilir ışıksal bir kütle gibidir. Zira geometrik etkileşimlerin kesişme alanları incedir ve fiziksel yapılar bizim boyut algımıza göre ışıksal formlar gibi görünürler.

Tüm bunlara rağmen evrensel bütünlük gereği tüm bu alanlar en dip noktadan en tepe noktaya kadar birbiriyle ızgara oluşturur ve birbirini etkiler. Dolayısıyla aralarında bir rezonans alanı vardır ve bu rezonans alanı değişkendir. Kırılgandır ama aynı zamanda elastiktir. Değişebilir veya ayrışabilir. Farklı alanlar oluşturabilir. Farklı evrenler doğurabilir.

Geometrik iletişim ve matematiksel etkileşimler sonsuz bir döngüye sahipler ancak frekans düzeyine göre ayrışırlar. Bir alanın frekans düzeyi kendi içinde aynı seviyede kalmaz. Yükselir veya düşer. Bu tamamen negatif ve pozitif kutupların birbirini itme ve bunun sonucu üstünlük gelme durumuna bağlıdır. Düşük veya yüksek yoğunluktaki tüm bu alanlar işte bu itme ve dönüşüm durumuna göre şekillenerek direnişe geçerler. Üst frekanstaki düzen kendi pozitif yapısını alt boyutlardaki düzensel kaosu gidermek ve ışığın en karanlık diplere kadar ulaşmasını sağlama amacıyla adeta bir örümcek gibi manyetik ağlar örmek için tasarlanmıştır. Bu ızgarasal ve belli sayısal geometrik düzene sahip olan ağ örüntüsü evrendeki en yoğun ışık alanından dışa doğru yayılarak tüm evrensel dengesizlikleri ve şekilsiz düzensizliği iyileştirmeye ve simyalamaya odaklı prensiplerle kodlanmışlardır.

Geometri ilahi düzenin süptil yazılımı içerisinde pozitif niyetlerle donatıldı ancak her bir geometrik sembolün düzensizlik için negatif amaçlar yüklenerek insanoğluna sunulduğunu da söylemek istiyorum. Bu nedenle kaotik amaçlar yaratmak için kullanılan geometrik sunumların hiçbiri esas hakiki etkileşiminde değildir.

01.03.2019
14:20
Hazar Tandoğan

https://www.facebook.com/HazartandoganKozmikIfsaat/

https://www.youtube.com/results?search_query=hazar+tando%C4%9Fan