Rusya’daki Kafkas Dağlarında Bulunan Uzaylı Kafataslarının Gizemi

Rusya’daki  Kafkas Dağlarında Bulunan Uzaylı Kafataslarının Gizemi
Rusya dağlarında bulunan garip gizemli evrak çantası ve iki adet kafatası. “Komsomolskaya Pravda” ( 13 Mart 1925 tarihinde kurulan günlük Sovyet ve Rus gazetesi.) ve “Rossiyskaya Gazeta” gazetelerinin gazetecilerine göre üzerinde “Ahnenerbe” logosu olan bu evrak çantası çok yakın bir zamanda Adıge dağlarında bulunmuştur.
Adıge Kafkasya bölgesinin dağlarında yer alır. Keşifi yapanlar bilim için SS içindeki en gizli topluluk olan Ahnenerbe amblemli çanta ile bilinmeyen yaratıklara ait iki adet kafa tasını bularak gizli ve doğa üstü güçler üzerinde çalışmaya karar vermişlerdir.

Ahnenerbe Logosu
Araştırmacılara göre, SS üyeleri antik dolmenlerin gizemini ve Kishinski Kanyon bölgesinde yüksek doğal radyoaktivilerin sebepleri ile ilgilenmiş oldukları görülmektedir. Ayrıca onların Rusya İç Savaşı(1917-1923) sırasında kaybolan bir yer olan Altın Kuban Rada’yı araştırmış oldukları da muhtemeldir.
Ayrıca araştırmacılar 1941’de Adıge topraklarında, Almanlar tarafından doğruluğuna, eksiksizliğine hayran oldukları bir harita bulmuşlardır. Bu buluş uzmanlar arasında geniş bir ilgi uyandırmıştır.
Tarihçiler Kafkasya’daki Kabardey-Balkar Cumhuriyetinde bulunan Avrupa’nın en yüksek dağı olan Elbrus zirvesine Nazi pankartlarının dikildiği Wehrmacht Edelweiss operasyonu ile ilgili birçok ayrıntıları bilmektedirler. Ancak, Adıge dağlarında bu gizli örgütün amacı neydi?

Ormandaki Bulgular

Kamennomostsky köyünde bulunan Belovodie etnografik kompleksi içinde, esrarengiz kafatasları ve esrarlı gizli evrak SS tarafından kaydedilmiştir.
“ Yerel adam bana üstünde gizli cemiyet Ahnenerbe armasının olduğu deri saplı büyük kahverengi bir bavul getirdi ve bu da Belovodye Vladimir Melnikov’un sahibini açıklıyor.Ormanda küçük tahta bir kulubede yaşayan gerçek bir münzevidir, ancak kimse tam olarak nerede olduğunu bilmiyor. Sonra ben onun ormanda gizli bir sığınağı bulup bulmadığını merak ettim. İlaveten, tüm malzemeleri iyi durumda idi.Örneğin,orada bulunan kibritler bugün hala kullanılabilir durumda. Burayı çok istisnai bir yer buldum.”
Biz açıkça Ahnenerbe resmi amblemini gösteren çantanın kapağının rünik yazılardan oluştuğunu not ettik. Ancak onlar bu yerlerde ne aradılar?
Ahnenerbe’nin tam adı; “ ( Forschungs- und Lehrgemeinschaft das Ahnenerbe e.V.) (Anlamı:Irksal Miras Araştırma ve Eğitim Cemiyeti) ’dir. Nazi Almanyası‘nda nasyonal sosyalizm ile birlikte, spiritüel, eski Nordik Germen inanışlarını araştıran, Parapsikoloji ile ilgilenen ve Nazi Partisini oldukça etkileyen medyumlardan oluşan gizli örgüt. Bu kuruluş 1939 ve 1945 yılları arasında Almanya’da Aryan ırkının gelenekleri, tarihini ve kültürel mirasını incelemek için oluşturulmuştur.

Bir askere ait olduğu düşünülen çantanın yanında bir de yüzük bulundu.
Dünyanın gizemli ve bilinmeyen her şeyini araştırıyorlardı, Tibet, Antarktika ve Kafkasya’ya seferler yaptılar ve mutlak gücün sırrı için UFO ile temas aradılar. Hitler Almanya’sı savaşın seyrini değiştirmeye yarayacak yeni tip silahlar geliştirmekle meşguldü. Ahnenerbe’de 350 uzman çalışıyordu: yüksek eğitimli, bilimsel kariyerleri olan, uzmanlardı.
Bazı iddialara göre , savaştan birkaç yıl önce,( Abhazya’da,şimdi ki Karadeniz kıyılarında ) Pitsunda ve Ritsa arasında yol inşa etmek için Almanlar tarafından SSCB’ye yardım teklif edildi. Yapılan işi bitirdikten sonra, Alman uzmanlar arabaları ile bir boşluğa düştüğünde trajik bir ölümle karşılaştı. O gün bugündür turistler Almanlar tarafından inşa edilen bölgeye akın ediyor.

Ritsa Gölü

“Yaşayan Su” Ritsa

Daha sonra bu stratejik yolun inşasının farklı nedenleri ortaya çıktı.Bir hidrolog Ritsa Gölü’nün altında bir mağarada bulunan bir kaynaktan alınan suyun bileşiminin , insan kan plazması yapmak için ideal olduğunu ve bu nedenle oluşturulmuş olduğunu ortaya çıkardı.
“Yaşayan su” “ Gümüş konteynırlarda ilk olarak Abhazya’dan sahile kadar, sonra da Constance’nin dibinden bir denizaltı ile, son olarak da uçakla Almanya’ya taşınmıştır”, diye açıklıyor Maykop Devlet Teknoloji Üniversitesinde ekonomi ve şirket yönetimi bölümü Profesörü olan Bormotov. Denizden Ritsa’ya denizaltı için tüneller inşa etmeyi planlamışlar, ancak savaş yüzünden bu planlar kesintiye uğramıştır.
Adigey ile ilgili olarak, Elbrus Dağına tırmanış yapan Wehrmacht 49.Dağ Kolordusunun Maykop içinde kaldığı bilinir. SS Westland Alayının bulunduğu Dajóvskaya Kazak köyü yakınlarındaki Belaya Nehri vadisinde, Phish PSHE nehirleri ve tank alayları arasına Almanya ve Nordland yerleşti.
1942 yılının sonbaharında ,çift motorlu keşif uçağı FW-189’a sahip olan Maykop 3 Squadron 14 Filosunun havalimanı , en gelişmiş aletler ile donatılmıştı ve aslında uçan laboratuvarlardan oluşuyordu.
“Bu, Adıge dağlarında gerçekleştirilen, Ahnenerbe için yürütülen gizli soruşturmayı korumak için yeterliydi” dedi Bormotov. “Merkezi Wehrmacht olan Maykop şehriydi. Oradan Caucasus’taki Alman askeri seferi yürütüldü. 1942 sonbaharında Adıgey dağlarında savunma hatları yoktu ve Alman askeri gruplarının dağların derinlerine nüfus ettiği durumları biliyoruz. Askerlerin neden Pshekish dağına konuşlandırıldığı belli değildi.”

Tanrıların Kafatasları

Yaklaşık iki sene önce bir grup dağcı, etnograf Vladimir Melikov’u Bolshoi Tjach dağındaki bir mağarada bulduklarını iddia ettikleri boynuzlu iki tuhaf kafatasına yönlendirdi. Fosilleşmiş hayvanlara benziyorlardı. Ayrıntılı bir şekilde araştırmaya başladıkça, buldukları tüylerini diken diken etti.
Kafataslarından birini göstererek, ” Kafanın aşağısındaki parmak kalınlığındaki yuvarlak deliğe bakın,” dedi Melikov, “Bu omurganın başlangıcı. Ve duruşu yaratığın iki ayağı üzerinde yürüdüğünü gösteriyor. Bir başka tuhaf şey ise kafa boşluğu ve çenenin olmayışıdır. Birkaç boşluğun yuvarlak bir şekilde yayıldığı bir ağız. Göz çukurları beklenmedik bir şekilde büyük ve iki boynuz şeklinde ayrılarak büyüyorlar. Bununla birlikte yüz kemikleri düz, insansılar ki ( hominid ) gibi.”
Gerçekten alışılmışın dışında buluşlardı. Bir sonraki kapıda bir ayı kafatası vardı ve onunla karşılaştırıldı. Uzaylıların gizemini ellerinin arasında tuttuğunu düşünmemek mümkün değildi!
Paleontologlar, bulduklarının fotoğraflarını kapitallerine (keşfin para kaynaklarına) yollamalarına rağmen heyecanla karşılanmadılar. Bunun gibi bir şeyi daha önce görmediklerini kabul ediyorlardı ve dikkatli incelendiğinde belkide deforme olmuş bir halde su ve kumun içinde ilerleyen keçi kafataslarıydı. Deformasyon olduğu kabul edildiği taktirde, kafataslarının içinde farklı elementlerin senkronize bir şekilde yer alması gerekiyordu.
Araştırmacılar, bulgularının pek çoğunun Hitler’in “büyücüleri”nin sıradışı eserleri olduğunu kabul ettiler.
Mitolojistler bulunanların hiçbirinin direkt olarak temiz olmadığı görüşündeydi. Eski Sümer uygarlığı Annunaki’nin “cennetten gelen” olarak çevrilen ilahi boynuzlardı. Sümer mitolojisine göre, dünyanın oluşumunun bir parçasıydılar.
Amerikalı yazar Zecharia Sitchin, Annunaki tanımlarına dayanan eksantrik bir yörüngede ilerleyen farazi bir gezegen olan Nibiru’nun yerlileri olduğu görüşündeydi. Astrolojik hareketlere göre, bu gezegen 3600 yılda bir bizim görüş alanımıza giriyordu. Stichin’e göre Nibiru yerlileri, dünyamıza iniyor ve Aborjinlerle bizim için kontak kuruyordu.
Ivan Bormotov, “Her türlü versiyonu ve konjonktürü inşa ettik / hayata geçirdik, ancak Adıgey dağında bulunanlar düşünmeyi zorlar” dedi.
newwwwwwwwwwwnewwwwwwwwwwwwww210274064_1012309832125653_6507144359974192053_n10606193_164885340540837_3646810633302511103_n