You are here: Home » Gizemler » Mimar Sinan’ın Kayıp Kafatası Nerede. Kayıp mı, Yoksa Bir Tarikatın Elinde Mi ?

Mimar Sinan’ın Kayıp Kafatası Nerede. Kayıp mı, Yoksa Bir Tarikatın Elinde Mi ?

Dönemin bir gazetesinin 05.08.1935 günlü sayısında, birinci sayfadan verilen haber şöyleydi: “Dahi San’atkar Mimar Sinan’ın Kafası Mezarından Çıkarıldı. Süleymaniye’de büyük Türk mimarı Sinan’ın mezarında araştırmalar yapılmış, Mimar Sinan’ın kafatası çıkarılmıştır. Koca Mimar’ın kafatası sağlam ve bozulmamış olarak bulunmuştur. Koca dâhinin kafatası üzerinde yapılan tetkikat, büyük Mimar’ın yalnız kültür itibariyle değil, ırk noktasından da Türk olduğunu göstermiştir. Türkler ırk itibariyle Brakisefal, yani yassı yuvarlak kafalıdır. Mimar Sinan’ın kafatasının muayenesinde bu büyük başın da Brakisefal olduğu meydana çıkmıştır. Mimar Sinan’ın kafatası Antropoloji Müzesi’nde muhafaza edilecektir.”

Mimar Sinan’ın kafatasının mezarından çıkartıldığı, dahası bugünde kayıp olduğunu söylenmektedir. 1935’te çıkarılıp ölçülen kafatasının yeniden mezara konmadığını; hiç bir kurumda bulunamadığını, Antropoloji Müzesi’nde muhafaza edilmek üzere alıkonulmuş olup ne var ki böyle bir müze kurulmadığından Sinan’ın kafatası da sırra kadem bastığı belirtilmektedir. Peki gerçek acaba böyle mi ? yoksa daha farklı olgular mı mevcut ?

Bazı kesimler Mezarın dikkatle kazıldığını 1-2 metre sonra iskeletin  dağılmış olarak fakat kafatasının sapasağlam bulunduğunu. Antropolog Şevket Aziz Kansu’nun  derhal fırçasıyla kafatasının tozunu toprağını temizleyip  pergeli ve ölçüm aletleriyle kafatasını ölçtüğünü, kafatasının brakisefal olduğunu anlayıp. Ve arkadaşlar Sinan Türk’tür dediğini.” savunurken. Başka bir kısım kafasının ölçülmediğini çünkü parçalanmış olduğunu sadece birkaç parça kemiğin sağlam kaldığını ve onlarında ölçülmediğini ve başka bir tespit yapılmadığını belirtiyor. Aynı tarihli gazetelerde bile bu iki farklı durum yazmakta.

“1935’te Ankara’dan İstanbul’daki Süleymaniye Külliyesi’ne 3 kişi  geliyor” diyen Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Mülayim, Sinan’ın kafatasının mezarından nasıl çıkarıldığını şöyle anlatıyor:

“Türk Tarihini Araştırma Kurumu üyeleleri Hasan Ferit Çambel, Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan ve Şevket Aziz Kansu, Süleymaniye külliyesine gelip Sinan’ın mezarını kazmaya başlıyor. Türk Tarihi Araştırma Kurumu’nun seçtiği bir kurul önünde, büyük bir özenle açıldığı; yapılan incelemede iskeletin pek büyük bir bölümünün çok bozulmuş durumda bulunduğu ve mezarın yine aynı kurul önünde kapandığı, yapının toprak altında ve üstünde kalan bölümlerinin mimari açıdan incelenmek üzere ölçülerinin alındığı duyuruldu.

Mimar Sinan’ın mezarını açan kuruldaki görevlilerden Mimar Sedat Çetintaş da, yıllar sonra yaptığı açıklamada: “Tamamıyla kesme taştan yapılmış olan lâhdin yan tarafından toprağa girerek bir tekini çürütüp açtırdım. Buradan bir tek omzumla beraber başımı sokabildim. Ceset tamamıyla çürümüş, kafa örneğinde bir toz hâlinde toprak üstüne çökmüştü. Hava ve rutubetten çürüyor galiba ki, Bursa’da Yeşitepe’nin kav kısmında da böyle böyle o kadar cesetten bugün hiçbir şey kalmamıştır. Burada Sinan’ın adut denilen, omuzlardan inen kol kemiklerinin onar santim boyunda birer parça ile kafatasından üç dört santim çapında bir parça bulabilmiş ve bunları idare heyeti huzurunda antropolog dostum Şevket Aziz Kansu’ya vermiştim. (…) Fakat bu hadisede benim en büyük kârım, bu vesile ve fırsattan istifade ile üstadımın mezar ve lahdini içli ve dışlı rölöve ederek levhalarını Resim ve Heykel Müzesi’ndeki eserlerim arasında dünyaya ve milletime hediye edebilmek imkânını elde edişim olmuştur.”  diyordu.

Mimar Sedat Çetintaş’ın 1963’te yayımlanan bu açıklamaları da Mimar Sinan’ın kafatası ölçülmüştür, Türk ırkındandır (Brakisefal’dir) diyen gazete haberlerini yalanlıyordu.

Atatürk dönemi, Türk tarihinde Mimar Sinan’la ilgili en çok yayının yapıldığı, en çok kültürel etkinliğin gerçekleştirildiği, tüm yapıtlarının rölövelerinin çizilmeye ve onarılmaya girişildiği  dönemdir. Bu etkinliklerde onu “ırk bakımından Türk” göstermeye yönelik bir çaba yoktur. Örneğin, Reşat Ekrem Koçu, Ahmet Refik (Altıner) gibi tarihçiler, Mimar Sinan’ın Kayseri’de Gayrimüslim bir ailenin çocuğu iken, devşirme olarak alınıp Müslüman olarak yetiştirildiğini, 1931’de, Osmanlı Arşiv Belgeleri’ne dayanarak yazmışlardı.

Her yıl yinelenen “Mimar Sinan’ı Anma Törenleri”nde, özgeçmişi anlatılırken, onun Gayrimüslim devşirme kökenli bir Müslüman okluğu hiç bir zaman gizlenmemişti.

Örneğin, 1932’de, İstanbul’da Mimar Sinan’ın türbesinde devlet ileri gelenleri öncülüğünde gerçekleştirilen anma töreninde öğretim üyesi bir konuşmacı, halka şöyle seslenmişti: “Bazıları Mimar Sinan’ın Türk olmadığını iddia ederler. Mimar Sinan Türk ırkına mensup olmasa da onu Türk muhiti yetiştirmiştir. Sinan’ın eserlerinden kendi şahsına olduğu kadar Türk milletine de bir iftihar hissesi çıkarmak tabiidir.”

Kafatası Neden Mezardan Çıkarıldı?

Mimar Sinan’ın kafatasının neden mezarından çıkarıldığı sorusunu  Prof. Dr. Selçuk Mülayim şöyle açıklıyor:

“1930’lu yıllardan itibaren Avrupa’da ırkçılık yükseliyor. 1935–37 yılında başta Almanya olmak üzere ırkçılığın nerelere tırmandığını biliyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nı patlatıncaya kadar yükselen bir gerilim var.

Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Mülayim, dönemi şöyle anlatıyor: “Batıda o dönemde şöyle bir kanı var. Beyaz ırktan olmayan hiç kimse uygarlık tarihinde yüksek noktalara ulaşamaz. Avrupa ülkelerinde o günlerde dünyanın en büyük mimarı olarak kabul edilen Mimar Sinan sizden değil iddiası vardı. Bu şekilde onlarca kitap var. Mimar Sinan’ı Macar, Ulah, Sırp ve Avusturyalı gibi Avrupa’da bir yerlere bağlıyorlardı.”

Oysa Mimar Sinan bu topraklarda doğdu. Kayseri Ağırnas doğumlu.Batıdaki iddialar karşısında Ankara’daki Türk Tarihini Araştırma Kurumu daha sonraki adı Türk Tarih Kurumu olacak olan kurum “Mezarını açıp kafatasına bakalım” şeklinde karar alıyor.

Mimar Sinan’ın kafatasının mezarından çıkarılmasıyla ilgili o dönemde gazetelerde haberlerin yer aldığına işaret eden Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Mülayim, “Şevket Aziz Kansu, kafatasının kurulacak Antropoloji Müzesi’ne konulacağını söylüyor. Ama hiçbir zaman Antropoloji Müzesi kurulmuyor. Ve bazı söylemlere karşı çıkartıldığı düşünülen Mimar Sinan’ın kafatası da kayıp diye düşünülüyor . İşte bu andan itibaren  nerede, kim kaybetti, nasıl kayboldu soruları sorulmaya başlanıyor.

Prof. Dr. Selçuk Mülayim, kazıdan tam bir gün sonra yaşananları şöyle anlatıyor: “Atatürk İstanbul’dadır. Florya Köşkü’ne gelmektedir. Kazıyı gerçekleştiren heyet heyecanla Köşke gidiyor. Yanlarında bu defa General Kazım Dirik de var. Ağustos ayı sıcak bir gün. Akşam yemeği yeniyor. Uzun ve hararetli konuşmalardan sonra konu buraya geliyor. Yaptıkları işi heyecanla anlatıyorlar.”

“O gün Florya Köşk’ünde Atatürk’ün tepkisi ne oluyor bilmiyoruz” diyen Prof. Selçuk Mülayim, ” Bununla ilgili hiçbir kayıt yok. Ancak el yazısıyla bir belge var elimizde. Atatürk kağıdı alıp sadece şunları yazıyor.

‘Türk Tarihi Araştırma Kurumu’na

Sinan’ın heykelini yapınız. Gazi Mustafa Kemal. ”

Sadece iki satır. Atatürk böyle bir istekte bulunuyor.

Aradan 20 yıl geçiyor. Sinan’ın ilk heykeli Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya fakültesinin bahçesinde 1957’de açılıyor. İşte banknotlarımız üzerinde de basılan Sinan resmi bu heykeldendir.

Prof. Dr. Selçuk Mülayim, şöyle devam ediyor:

“Sinan’ın kafatasına ne olduğu bilinmiyor. Ancak 1936 yılında Ankara Halk evinde Mimar Sinan’la ilgili bir yıldönümü kutlaması sırasında izleyicilere Mimar Sinan portre resmi dağıtılıyor. ‘Bu resim kafatasına göre yapıldı doğru bir resimdir’ deniliyor. 1936’da kafatası Ankara’daydı ama nerede olduğunu bilmiyoruz. Şevket Aziz Kansu’nun ölümüyle de birlikte izler iyice siliniyor.”

Kafatası mezarda değil. Daha sonraki dönemde yapılan restorasyonlarda Sinan’ın mezarı tekrar açıldı. Kafatasının yerinde olmadığı görüldü. Herşey olabilir.”

KAFATASI ANKARA DİL TARİH COĞRAFYA FAKÜLTESİNDE OLABİLİR

Yüzlerce kafatası ve kemiğin bulunduğu Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ndeki kafatası koleksiyonuna işaret eden  Prof. Dr. Selçuk Mülayim, “Mimar Sinan’ın kafatası bu koleksiyonun içerisinde olabilir. İnceleme yapılmalı. Ankara’daki kafatası koleksiyonlarında ölçü kontrolü yapılabilir. Ancak Şevket Aziz Kansu’nun Sinan’ın kafatasıyla ilgili aldığı ölçülerin de elimizde olması lazım. Ben bununla ilgili bir belgeye rastlamadım. O kayıtlar varsa şayet bulunmalı” açıklamasını yapıyor.

Antropolog Şevket Aziz Kansu’nun yine aynı dönemlerde başka mezarları da açtığı belirten Prof. Dr. Selçuk Mülayim, “Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde yer alan kafataslarının büyük bir kısmının altında kimin olduğunu yazılı” diyor.

MOZART’IN KAFATASI

Mimar Sinan’ın kafatasının kaybolduğu konuşulmaya başlanınca bir gazeteci komplo teorisi meraklılarının dikkatini herkesçe malum en gizemli tarikatlardan birine çekmişti. Bu bağlantı, onların  ünlü bir dergisi Mimar Sinan ismini taşıdığı için mi kurulmuştur, yoksa başka sebeple mi, bilmiyor , fakat Sihirli Flüt adlı operası baştan sona bu tarikatın sembollerle dolu bu tarikata üye olduğu bilinen  Mozart’ın kafatasının macerası da epeyce kafa karıştırıcıdır.

Peki bahsi geçen kafatası bu tarikatın bir locasın da olabilir mi ?  Sadece Osmanlı’nın değil, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük mimarının kafatasının böylesine tuhaf bir şekilde ortadan yok olmasının normal bir durum olmadığı açık. Sembollerinde bile mimarlık araçlarını kullanan bu tarikat ile büyük mimarın isminin kesişmesi tesadüf mü ? Peki ne olmuş olabilir? Bu büyük dehanın kafatası neden tekrar yerine konmamıştı? İleride açılacak denen, ancak hiçbir zaman açılmayan antropoloji müzesine gitmediğine göre nereye gitmişti? Mimar Sinan’ın kafatası bu tarikatın bir  locasına götürülmüş ve halen de orada tutuluyor olabilir mi?

Dul Kadının Oğulları kitabının yazarı  Mustafa Yılmaz bu konu ile ilgili bir röportajında şöyle diyor.

Tapınak şövalyelerinden bahsedilen tarikata  uzanan gizemli örgütlerde yaygın bir kafatası inancı var. Mesela Tapınak Şövalyeleri‘nde kafatası ritüeli var. Bu tarikatta da  yine kafatası inancı var. Mesela bir tarikat   adayı tarikata kabul edilmeden önce bir odaya kapatılıyor. Tefekkür Hücresi denen bir yer burası. Bu odada bir kafatası bulunuyor. Tarikat adayı kafatasıyla baş başa bırakılıyor. Ve bu gerçek bir insan kafatası oluyor. Mesela geçtiğimiz yıl ABD‘de bir dava açıldı. Davayı açan ünlü Kızılderili şefi Geronimo‘nun torunlarından Harlyn Geronimo. Dava nedeni çok daha ilginçti. Torun Geronimo, açtığı davada Amerika‘da kurulu Kafatası ve Kemik tarikatını dedesinin, kafatasını çalmakla suçluyordu. Suçladığı isim de Bush‘un dedesi Prescott Bush. Yani bu tür gizemli, ezoterik örgütlerde yaygın şekilde böyle bir ritüel var. Bizdeki sözü edilen tarikatta  Mimar Sinan‘a özel bir önem veriyorlar. Mimar Sinan isimli locaları var, Mimar Sinan isimli dergileri var. Yine Mimar Sinan isimli yayınevleri var. Yani Mimar Sinan‘ı çok seviyorlar! İşte bu noktada belki de  sormak gerekiyor . Nerede bu kafatası. Tarikat Locası‘ndaki karanlık  bir odada saklanıyor olabilir mi?

Kaynakça :

“Mimar Sinan Kafası Olmadan Yatıyor”, Radikal g, 29.01.2013.
Ulus g. 06.08.1935.
Yeni İstanbul g., 25.04.1963’den aktaran; Beşir Ayvazoğlu, “Mimar Sinan’ın Kafatası”, Zaman g. 10.06.2010

Mimar Sinan’ın Kafatası” ve Unutulan Gerçekler / Cengiz ÖZAKINCIAi / Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler / Timaş Yay.2.Bsk.2005 S.43 2.Age / Nakledildiği kaynak :5 ve 6 Ağustos 1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi.

İ.Hakkı Konyalı / Mimar Koca Sinan / İstanbul 1948

Turgut Cansever, Mimar Sinan Albaraka Türk Y., İstanbul 2009

Gülru Necipoğlu, The Age of Sinan, Princeton University Press, 2009. (İngilizce)

Reha Günay, Mimar Sinan, YKY, İstanbul 2005.

Sai Mustafa Çelebi, (haz.:Develi, Samih Rifat) Yapılar Kitabı (Tezkiretül Bünyan ve Tezkiretül Ebniye, Mimar Sinan’ın Anıları, tıpkıbasım, çevriyazı, eleştirel basım Hayati , Koçbank Y., İstanbul 2002.

Doğan Kuban, Çağlar Boyunca Türkiye Sanatının Anahatları, YKY, İstanbul 2004.

http://www.karar.com/yazarlar/besir-ayvazoglu/mimar-sinanin-kafatasi-779#

http://www.sabah.com.tr/galeri/turkiye/mimar_sinanin_kafatasi_nerede

http://www.milligazete.com.tr/dul_kadinin_ogullari/145944

Sevgili Gizemler ve Bilinmeyenler takipçileri sizlere elimden geldiğince Dünyanın dört bir yanından ve yurdumuzdan farklı ve değişik konular sunmak için uğraşmaktayım. Bu gerçekten ciddi bir zaman ve emek isteyen bir iş, gerek çeviriler olsun, gerek düzenlemeler ve konu ile ilgili görselleri bulmak olsun. Siz gizem dostlarına daha etkili olmak adına şu anda kanalımı daha verimli bir hale getirmek için çalışmalar başlatmış durumdayım. Bu sebepten kanalıma abone olup , videolarımı sosyal medyada paylaşmanız kanalımızın büyümesini sağlayacak ,ayrıca seyrettiğiniz videoya like verip ,konuların altına yapacağınız kısacık bir yorum bile. Bu emeklere biraz olsun katkı sağlayacaktır.Ayrıca videoları sosyal medyada paylaştıp, tavsiye ettikçe kanalımızda gelişecektir.Siz gizem dostlarının bu emekleri boşa geçirmeyeceğini biliyor ve değerli yorumlarınızı bekliyorum. Gizemli videolarda görüşmek üzere. Teşekkürler

http://www.gizemlervebilinmeyenler.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir